KİTABIN ADI: Falaka

KİTABIN YAZARI: Ömer Seyfettin

KİTABIN KÜNYESİ: Seyfettin, Ömer, Beyan Yayınları, İstanbul, 2019

KİTABIN KISA ÖZETİ: 

Falaka

     Mektepte eğitim alan öğrenciler Hoca Efendi tarafından falakaya yatırılarak cezalandırılmaktadır. Kaymakamın uyarılarına rağmen şiddete devam eden Hoca Efendi, bir gün yaramazlık yaparak enfiye (hapşırtan bir çeşit toz) kutusunu çalarak sürekli hapşıran çocuklara bağırmış, şiddet uygulamış ve “bir daha hapşıran olursa şart olsun öldürene kadar döverim.” diyerek tehdit etmiştir ve bunu sürekli tekrarlamıştır. “şart olsun” yemininin “karımı boşarım ki” anlamına eş olduğunu öğrenen çocuklar hayret içine düşmüşlerdir. Eğer hapşıran olursa ve Hoca Efendi onu öldürene kadar falakaya yatırmazsa eşinden boşanmış sayılacaktır.

     Hoca Efendinin derste uyuyakalmasını fırsat bilen öğrenciler, Hoca Efendinin rahlesinin üzerindeki enfiye kutusunu almışlardır ve çok sevdiği eşeği olan Abdurrahman Çelebi’nin burnuna çekmesini sağlamışlardır. Zavallı eşek sürekli hapşırmıştır ve karısı ile boşanmak istemeyen Hoca Efendi onu falakaya yatırarak öldüresiye dövmek zorunda kalmıştır. Kaymakamın ani ziyareti sonucu eşek kurtulmuş, Hoca Efendi ise görevinden alınmıştır.

Yeni Bir Hediye

Maddi sıkıntılar çeken şair Cevriye Hanım ve şiiri önemsemeyen Sadri Bey’in evliliğinden bahsedilmiştir. Eşi ile hiç geçinemeyen Cevriye Hanım evliliğinde oldukça mutsuzdur. Sadri Bey’in ise aklı hep yemekte veya tek dert ettiği maddi sıkıntılardadır. Bu sebeple her zaman olduğu gibi aralarında tartışma çıkmış fakat yine sonuç alınamamıştır. Bu kez sorunları Cevriye Hanım’ın dayısının sünnet olan 2 tane çocuğuna hediye götürmekti. Maddi durumları yetersiz olduğundan bu hediye olayı onları sıkıntıya götürecekti. Ancak Sadri Bey’in aklına bir fikir gelmiş ve hediye olarak donanma bileti alacağını karısının uzun çabaları sonunda söylemiştir. Bu fikirden sonra Sadri Bey başını yastığa rahat koymuş ve rahatça uyumuştur.

APANDİSİT

Akşam yemeğinde erik hoşafı yiyen erkek kişi ağzına attığı 3 erikten 2’sinin çekirdeğini çıkardığını fark etmiştir. Bunun üzerine “apandisit olacağım” korkusu içini kemiren birey sabah vücudunda hissettiği dayanılmaz ağrılar sebebiyle doktora gitmiştir. Doktor o sırada çekirdeklerini çıkarmadan kiraz yiyordur. Apandisitin çekirdekten kaynaklanmadığını öğrenen kişinin bir anda bütün ağrıları, acıları dinmiştir ve kendini daha iyi hissediyordur.

NADAN

Devlet büyük bir yokluk içindeydi. Erler savaşta ölmüştü. Devlete bir el atmak gerekiyordu. Bu durumda padişahın aklına, sözüne güvenilir, Allah korkusu olan “Köse Vezir” geldi. Padişah Köse Vezirden yardım istemiş fakat Köse Vezir “boynum kıldan incedir ama ben artık devlet işlerine karışmamaya söz verdim.” diyerek padişahın teklifini reddetmiştir. Sorumsuz rahatın hayvanlara, ölülere yakışacağını kulların padişah davetine uymamalarının küfür olduğunu ayetler ve hadislerden delil getirerek tekrarlayan padişah ine red alınca Köse Vezire oldukça sinirlenmiş ve onu ölümden beter cezalarla, işkencelerle cezalandıracağını söylemiştir.

     Köse Vezir artık zindandadır. Padişah kendisine nadan ( bilgisiz, cahil) birini bulup getirmelerini istemiştir. Köyde bulunan çoban (eşek Hasan) en nadan kişi olarak seçilmiş ve padişahın huzuruna çıkarılmıştır. Padişah nadan çobanı vezirin yanında zindana hapsettirmiştir. Nadan çoban sürekli cahilce konuşur, gereksiz şakalar yapardı.

Zaman geçti ve Köse Vezir kararından döndü. Bunun sebebinin ise suçsuz bir çobanın kendisi yüzünden zindana hapsedilmesi olduğunu söyledi. Vezir de çoban da zindandan çıktılar.

KİTAP HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİM

     Kitabın kapağı çocukların ilgisini çekebilecek türdendir. Puntoları yeterli büyüklükte, üst, alt, sağ ve sol boşluklu ve resimli sayfalara sahiptir. Yazım kurallarına, noktalama işaretlerine uyulmuştur. Ancak eserde yabancı kelimelere çokça yer verilmiştir. Bu açıdan çocuklar için ağır bir dil kullanılmıştır. Resimlendirme metin içi uygun fakat renksizdir. Eserde günlük hayatta çocukların karşılaşabileceği türden hikayelere yer vermemiştir ancak “Apandisit hikayesinde günlük hayatta karşılaşılabilecek olan hastalık korkusuna değinilmiştir.

      Eser her ne kadar çocuk kitabı olsa ve dış görünümü çocuklara uygun olsa da içerik, hikaye açısından çocuklara uygun değildir. Bunlarda örnek verecek olursak; 14. sayfanın son paragrafında “ Dayak korkusu kaldırılınca bizler kırk çocuk, öyle azdık, öyle kudurduk ki.” burada şiddetin çözüm olduğu söylenerek çocuklara yanlış bir düşünce anlatılmıştır.

     18. sayfa 3. paragraftaki şu cümlede “Korkunç bir sahne başlamıştı. Sopayı biri bırakıp biri alıyordu. Artık nöbetleşe falaka tutuyorduk. Hepimizi sıra dayağına çektiler.” Burada çocuklara şiddet anlatılmıştır.

     Kitabın ikinci hikayesi olan “ Yeni Bir Hikaye”de karı- kocanın sürekli kavga etmesi ve denizde bir torpido görülmesi çocukların gelişimini olumsuz etkileyebilecek türdendir.

     Kitabın üçüncü hikayesi olan “ Apandisit”te 54. sayfanın 6. paragrafında şöyle bir cümle geçmektedir: “Gözümün önüne cerrahi ameliyat masaları, parlak neşterler, kloroform şişeleri, beyaz gömlekleriyle zengin kasaplara benzeyen operatörlerin gölgeleri geliyor, sol kasığımın üzerinde şiddetli bir acı hissediyordum.” Bu cümle çocuklarda hastane korkusu oluşturabilir, sağlık sorunlarından dolayı ameliyat olması gereken çocukların ruh sağlıklarını olumsuz etkileyebilir.

     Falaka’nın son hikayesi olan “Nadan”da 66. sayfanın ilk paragrafında geçen “Kafası kesilince Hakkın huzuruna gidecek…” cümlesi, 70. sayfanın ilk paragrafında “ Bu ateşte Köse Vezir’i yakmalı…” cümlesi ve işkenceden, idamdan bahseden diğer cümleler çocuklarda korku oluşturacak, ölüm kavramını yanlış anlatacaktır. Bu durum çocukların psikolojisini son derece olumsuz etkileyecektir.

Aşağıda Falaka kitabı incelemesini sesli bir şekilde inceleyebilirsiniz.

Yazan:

Mervegül KOCAKOÇ

Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi olan Mervegül Kocakoç aslen Ordu ili Çaybaşı ilçesindendir.