Merhaba canım okurlarım.

Kitapları yarım bırakmak unutkanlığa yol açar diye bir düşünceyi sanıyorum ki çoğunuz duydunuz. Peki bu düşünce doğruyu mu yansıtır? Yanlışı mı?

Ben başladığım kitabı yarım bırakmayı sevmem. Hatta eğer yarım bıraktıysam vicdan azabı bile çekebilirim. Kendimi bir çocuğun elinden şekerini almışım da onu ağlatmışım gibi hissederim fakat bir gün okuyacak kitap bulamadığımda bari bunu okuyayım dediğim bir kitapta o kadar sıkılmıştım ki yarım bırakmanın kitabı bitirmeye göre bana daha olumlu sonuçlar verebileceğini düşündüm. Aslında bitirseydim hafızamda kalan tek şey kitabın sıkıcı olduğu olacaktı. Daha sonra aklıma şu muhabbet geldi; “kitabı yarım bırakmak unutkanlığa yol açar.” Biraz araştırma yaptım ve pek kayda değer bir sonuç elde edemedim. Yarım bırakılmış bir kitabın unutkanlığa yol açması konusunda şu cümleleri okudum sadece;

“… Kitap sizi affetmeyecek, arkanızdan ağlamayacak belki ama üzgünüz unutkanlığa sebep olacak. Evet, doğru duydunuz! Siz kitap okuma oranlarının bu kadar düşük olduğu bir dönemde madalya takılacak bir iş yapın üstüne unutkanlık gelsin. Biz demiyoruz valla bilim böyle söylüyor. İsviçreli bilim adamları mı yapmış araştırmayı henüz belli değil ama beyniniz böyle ufak tefek şeyleri unutmuş gibi yaparak bastırıyor ancak bunun için de belli bir enerji harcıyor.

Yarım bıraktığımız, unuttuğumuz, ertelediğimiz işler hayatımızda bir çeşit dağınıklık olduğunu gösteriyor. Dağınıklığın karşılığı olan “Clutter” sözcüğü, Ortaçağ İngilizcesindeki donma, pıhtılaşma anlamındaki “clotter” kelimesinden geliyor. Dağınıklık arttığı oranda mekana düşük seviyeli enerjiler de çekilmiş oluyor. Başka bir deyişle enerji durağanlaşıyor. Bazen parmağınızı bile kıpırdatacak haliniz olmaz, kafanız kazan gibi olur bir türlü sağlıklı düşünemezsiniz ya hani. İşte bunlar hep zihninize attığınız tamamlanmamış işlerin enkazından kaynaklanıyor. Aslında atalarımız gerçekten bilgeymiş lafı bin düşünüp bir söylemişler. “Bugünün işini yarına bırakma “ sözünü biz kompozisyon yazalım diye söylememişler. Beden sağlığı, ruh sağlığı, akıl sağlığı yerinde nesiller olalım diye kulağımıza küpe takmışlar.(kaynak)”

Yukarıdaki kaynak bana yaptığın işi yarım bırakma demiş ve bunu da temellendirmiş. Harika, lakin bu cevabı aramıyordum. Asıl merak ettiğim sıkılarak okuduğumuz bir kitabı yarım bırakmak tamamlamaya göre üzerimde daha negatif bir etki mi bırakacak? Evet, bunu merak ediyorum. Sevmediğim bir kitabı tamamlayıp sıfır bilgi ile kitap okudum demek mi? Yoksa o kitabı yarım bırakıp daha çok bilgi dağıtan, beni içine çeken yeni bir kitaba başlamak mı?

Açıkçası kitabı yarım bırakmak bence bizlere söylenen “avuç içi kaşınırsa para gelecek.” ya da “ayağının altı kaşınırsa seyahate çıkacaksın.” batıl inançları ile aynı yola çıkıyor. Vakti zamanında bir yazar “kitabımı yarım bırakma yoksa unutkan olursun” mu dedi ne dedi kim bilir?

Kısaca benim bu konudaki şahsi düşüncem şu; başladığımız işi elbette yarım bırakmayalım fakat yarım bırakmak ve tamamlamak başlıkları altında bir fayda – zarar incelemesi yapalım. Bahsettiğim gibi başladığım kitabı sıkılarak devam etmektense yeni, sürükleyici bir kitaba başlarım. Amacım kitap okuma sayımı yükseltmek değil kültür seviyemi, bilgilerimi artırmak ve öğrenmektir.

Yazan:

Mervegül KOCAKOÇ

Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi olan Mervegül Kocakoç aslen Ordu ili Çaybaşı ilçesindendir.