Sevgili okurlarım, tanıtacağım genç yeteneği çok seveceksiniz. Ben dinlemekten bıkmadım. Siz de bıkmayacaksınız. Buyurun röportaja;

Merhaba Sercan, okurlarıma kendini tanıtabilir misin? Senin sözcüklerinle seni tanıyalım istiyorum. Kimdir Sercan Özer?

Merhaba, ben Sercan Özer, 8 Ocak 1996’da İzmir’de dünyaya geldim. Eğitim hayatım hep başka dallarda ilerledi. Lisede gemi yapımı, üniversitede nükleer tıp okuyordum ki üniversiteyi müzik yapabilmek için bıraktım. Üniversite dönemim benim müzik ve sahne yapma kararı verdiğim dönemimdi. Kendimi ait olduğum yerde hissetmeyişim bana okulu bırakma kararı aldırdı. Fakat, kendisi beni bırakmakta biraz zorlanıyor, hala öğrenciyim. Okumayı çok seviyorum. Türk edebiyatı eserleri benim hayatımda büyük yer kaplıyor. Oğuz Atay’la aramda Oğuz Atay’ın da bilmediği özel bir bağ var. Çok kitap okumaya başladıktan sonra kitap tutkum okumakla bitmeyince kendi romanımı yazmaya başladım. Henüz bitirmediğim, üzerinde çalıştığım bir romanım var. Müzikse benim hayatımın kendisi.  Ona ayrı bir parantez açacağım.

Karakter olarak kendimi nasıl tanımlarım bilmiyorum fakat mantıklı miktarda kalıpların dışında durmayı seviyorum diyebilirim. İnsanların normal dediği şeylere farklı pencereden bakıyorum dersem sanırım okuyanların az çok fikri olacaktır. Tutkulu bir insanım. Genelde en ciddi durumlarda bile gülünecek bir şeyler söylerim. Bu benim hayatın ciddiyetiyle başa çıkma yöntemimdir. Hırslı değilim fakat kaybedeceğim mücadelelere girmem. Kaybettim olarak gözüken şeylerden bile bana kâr kalacak şeyler çıkarabilirim. Aşkın içinden müziğimi çıkardığım gibi. Ve unutmadan iyi bir Beşiktaş taraftarıyım.

Bu söylediklerin birçoğumuzun deneyip deneyip başarısız sonuç aldığı durumlar. Şu “kâr kalacak şeyler çıkarmak” durumu.

Müzik ile nasıl tanıştın, buna vesile olan birileri oldu mu?

Müzik ile tanışmam çok küçükken oldu. Babamın mesleği enstrüman üretimi olduğundan, müzik ile çok erken yaşta tanıştım. Çevremde hep müzik ve müzik ile ilgili insanların olması benim de bu konuda yetenekli olduğumun farkına varmamı sağladı. Aslında; dünyaya gelip yolumu müzik ile çizmeye başladım demek yerine, dünyaya geliş sebebimin müzik olduğunu düşünüyorum.

Vay canına! Bizler hala sebep arayıp duralım 🙂

Müthiş şarkı söylüyorsun üstelik yazdığın şarkılar ve bestelediğin müzikler adeta bir usta işi! Bu durum sana ne hissettiriyor?

Güzel sözleriniz için öncelikle teşekkür ederim. Gelelim benim için en önemli konuya. Bu durum ve bu durumun bana hissettirdiği şeyler, beni hayatta tutan şey diyebilirim. İnsanlarla his paylaşabilmek çok büyük bir haz benim için. Aslında herkesin yaşadığı şeyleri, hissettiği şeyleri kendi cümlelerimle anlatıp, insanları hislerinden yakalamayı seviyorum. Her ne kadar birbirimizden farklı insanlar olsak da kalbimiz, yolun sonunda aynı şeylerle yaralanıp aynı şeyler için hızlanıyor. Ben de bunları müziğime aktarmaktan ve kendi şarkılarımı yapmaktan dolayı gurur duyuyorum. Bir insanın benim herhangi bir şarkımı dinleyip, benim sözlerimden kendi hislerine pay biçmesi benim müzik yapmamın en büyük manevi getirisidir. Benim çok insana ulaşmak değil, doğru insana ulaşmak gibi güzel bir hedefim var. Yaptığım şarkıda söylediğim sözü anlamayacak milyonlara ulaşmaktansa, ne dediğimin farkına varan o güzel kitleyi tutmak istiyorum. Bu sebeple sadece bir kişi bile benim şarkımı dinlediğinde bir şey hissedecekse, ben müzik yapmaya devam edeceğim.

Uzun zamandır sahne alıyorsun ilk sahne deneyimin nasıldı ve hala sahneye çıkarken neler hissediyorsun?

İlk sahneye çıktığımda hiç unutmuyorum on şarkılık bir repertuarım vardı. Ama o kadar çok şarkı söylemek istiyordum ki o kadar şarkı yeter diye düşünüyordum. İlginç bir şekilde hiçbir sahnemde, ilkinde bile beni zorlayacak bir heyecan yaşamadım. Sahnenin en büyük kaygısı insanları yakalayabilmektir. Eğer bir insanı yakalarsanız bütün herkesi yakalarsınız. İlk sahnem benim için biraz hayal kırıklığı olmuştu. Sahne bittikten sonra, bir kaldırım kenarına oturup düşünmüştüm. Ya vazgeçecektim ya da devam edip yol alacaktım. Vazgeçmedim. Artık sahne yapmak benim için sabah uyanmak kadar normal ve sabah uyandığımda hala hayattayım diye sevinmek gibi özel. Şarkıya girdikten sonra gözlerimi kapatıp insanların haykırarak şarkıya eşlik ettiği an hissettiğim o güzel duygu, benim için tarifsiz güzellikte.

Gelecek planların nelerdir?

Gelecek planlarım arasında bir çok şey olduğu gibi aslında pek de bir şey yok. Çünkü benim yapmam gereken tek şey şarkılarımı yapmaya devam etmek. İnanıyorum ki gerisi zaten gelecektir. Fakat şarkı yapmanın da kimsenin fark etmediği zorlukları var. Hayatta kalabilmek için mücadele ederken şarkı yapabilmek oldukça zorlu bir durum. Eğer beni bir odaya kapatıp sadece şarkı yap deselerdi bir haftada iki albümlük beste yapabilirdim. Mesela bugüne kadar yaptığım bestelerim arasında en uzun süreni on beş dakikadır. Şarkının oluşumu benim için bu kadar kısa. Her ne kadar kayıt, aranje gibi teknik konular uzun sürse de beste yapmak benim için gerçekten de çok kısa bir süre demek. Bu konuda yetenekli olduğumu düşünüyorum ve bunun için Tanrı’ya şükrediyorum. Eğer pandemi gibi olağanüstü aksilikler olmazsa önümüzdeki yıllarda yaptığım şarkılarla yükseleceğimi sadece düşünmüyorum, biliyorum. Popüler müziğe, piyasaya hitap etmek yerine Sercan Özer tarzını yaratıp yanıma insanları alıp yürüyeceğim.

Daha önce beraber çalışma fırsatı yakaladığın ünlü isimler oldu mu? Kimlerle çalışma isterdin?

Birkaç ünlü isimle iletişimim oldu, fakat hiçbirinden bahsetmek istemiyorum. Çünkü hiçbiri benim için özel şeyler değildi. Tek bahsetmek istediğim, çok sevdiğim değerli hocam Sibel Algan’dır. Kendisinin söz yazmakla ilgili bakış açıları benim için güzel bir yol haritası oldu. Bu yazıyı da mutlaka okuyacaktır, kendisine sevgilerimi iletiyorum.

Ve son olarak, yolun başında olan, harika yeteneklere sahip müzisyen genç yeteneklere nasıl tavsiyelerde bulunmak istersin?

Onlara söylemek istediğim tek bir tema altında birkaç cümle var. İnsanlar o şarkıyı öyle söyleme, bu şarkı böyle değil, o şekilde durma, bu şekilde giyinme gibi türlü şeyler söyleyecekler. Onları asla dinlemeyin. Çünkü bunlar sizi, siz yapan şeylerdir. Eğer o şarkıyı olduğu gibi söylerseniz, hiçbir farkınız olmayacak. Eğer insanları dinlerseniz, onlardan biri olursunuz. Eğer başkalarının yolundan giderseniz, ayak iziniz onlarınkine karışır ve iz bırakamazsınız. Bırakın size gittiğiniz yolun doğru olmadığını söylesinler. Kendi yolunuzu yaratmak, kendinizi yaratmak böyle bir şeydir ve her zaman kendi yolunuzu çizmeyi, başkalarının peşinden gitmeye tercih edin. Buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederim.

Sevgili okurlarım aranızda genç yeteneğimiz Sercan’ı dinlemek, iletişim kurmak isteyen olacaktı düşüncesi ile kendisinin instagram hesabını bırakıyorum.

Harika bir röportajın ardından sözü ve müziği kendisine ait olan harika bir Sercan Özer dinlemeyelim mi?

Keyifli dinlemeler!

SERCAN ÖZER KENDİMİN YALANCISIYIM ŞARKI SÖZLERİ

Çıktım tepelere, anlattım derdimi
Baktılar suratıma, “anlamadık” der gibi
Üşürüm yazları bakışlar buz gibi
İnsanlar var ama insanlık yok gibi

Bulamadım dengimi, kaybettim dengemi
Ben bu dünyanın yabancısıyım
Anlattım işte sana, insanmasan da bana
Ben de kendimin yalancısıyım

İndim yere bir, oldum yerle bir
Sevmek istedim, içimden gelmedi
Üşürüm yazları bakışlar buz gibi
İnsanlar var ama insanlık yok gibi

Bulamadım dengimi, kaybettim dengemi
Ben bu dünyanın yabancısıyım
Anlattım işte sana, insanmasan da bana
Ben de kendimin yalancısıyım

Yazan:

Mervegül KOCAKOÇ

Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi olan Mervegül Kocakoç aslen Ordu ili Çaybaşı ilçesindendir.