Sevgili okurlarım. Fatma’nın sesini ilk duyduğum anı hatırlıyorum. Vay canına!” demiştim. Sizler de dinleyince ve röportajımızı okuyunca aynı tepkiyi vereceksiniz. Buyurun Fatma’yı tanıyalım;

Merhaba Fatma, okurlarıma kendini tanıtabilir misin?

     Merhaba, ben Fatma Özkılavuz. Beykent Üniversitesi Lojistik bölümü mezunuyum. Şu anda da Nişantaşı Üniversitesi’nde Müzik Bölümü/Kompozisyon okumaktayım. Müziğe olan ilgim kendimi bildim bileli vardı. İlk enstrümanım da iki tahta çubuk diyebiliriz. İlkokul öğretmenimiz bir ritim grubu kurmuştu ve tahta çubuklarla ritim tutarak başladı benim serüvenim. Daha sonra bir darbuka ritim grubu kuruldu ve darbuka çalmaya başladım. O yıllarda okulda olan tüm gösterilerde hemen hemen yer alıyordum, sosyal bir çocuktum. Show TV’de düzenlenen Okullar Yarışıyor adlı programda da darbuka grubumuz ile sahne almıştık. İlk profesyonel sahne deneyimimdi diyebiliriz. Lise dönemimde Kral Pop Sponsorluğunda düzenlenen “Rock’n Purple” yarışmasına katıldık, hem elektro gitar çalıp hem de vokallik yapıyordum. O yarışmada “En İyi Gitar” ödülünü aldım. Daha sonra üniversite hayatım başladı, öğrenim gördüğüm süre içerisinde müzik kulübünde çalıyordum. Mezun olduktan sonra bir telefon geldi bana ” üniversitemiz orkestra kuruyor gelmek ister misin?” dediler. Ben koşarak gittim tabi ki, zaten mezun olduğum mesleği yapmayacaktım onu sadece ailem istediği için okumuştum. 2 sene boyunca orkestrada şefimiz Özden Çairli ile çalıştık. Bendeki yeri çok ayrıdır, bana çok katkısı olmuştur ve hala da olmaktadır. Beraber tiyatro/film/dizi müzikleri yaptık, beni profesyonel müzik piyasasıyla tanıştırmıştır. Şu an bu işin okulunu okuyorum ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Söz yazmak, beste yapmak, müzik aleti çalmak, şarkı söylemek tüm bunlar sana ne hissettiriyor?

Benim beste yapmam tamamen bir anda fark ettiğim bir durum oldu. Şöyle ki canım anneannemi kaybettiğimde dünyam başıma yıkılmıştı. Kendimi iyi hissedebilmek için eve gelip gitar çalıyordum. Bir gün rahmetli anneannemin evinde otururken içimden sözlerle ve müziğiyle bir şeyler gelmeye başladı, önce ne olduğunu anlayamadım sonra hemen bir odaya gidip kağıt kalem alıp sözleri yazdım daha sonra gitarımı elime alıp müziğini yaptım ve bunu telefonuma kaydettim. Farkında olmadan anneanneme beste yapmıştım. İlk bestem bu şekilde oldu. Tabi daha sonra bu üretim hiç durmadı hala daha besteler yapıyorum. Bazen bir anda gelen bir ilhamla bazen üstünde düşünerek bir şeyler çıkarıyorum ortaya. Bu bestelerimi zamanı geldiğinde inşallah herkese duyuracağım.

 Enstrüman merakım ilk gitar ile başladı, ailemden gitar istedim fakat “önce bununla başla” diyerek bana bir org aldılar. Orgla bir süre vakit geçirdikten sonra “gitar istiyorum artık” dedim ve bana bir klasik gitar aldılar. Bu arada aileme de çok teşekkür ederim benim maddi-manevi hep yanımda oldukları için. Videolar izleyerek, internetten araştırarak gitar çalmaya başladım. Ben yapı olarak araştırmayı, yeni şeyler öğrenmeyi seven bir insanım, hal böyle olunca benim farklı enstrüman isteklerimin hiç ardı arkası kesilmedi. Yan flüt, kemençe, bağlama, bateri, kabak kemane, klarnet, elektro gitar, ud, cümbüş derken ben enstrümanları merakla kurcalamaya başladım yıllar içerisinde. Dışarıdan bakıldığı zaman bir müzik eğitimim varmış gibi geliyor insanlara ama ben 25 yaşındayım ve daha bu sene notalarla tanıştım, eğitimime daha yeni başladım. Elime aldığım enstrümanla 2-3 saat geçirdikten sonra bir şeyler çalabilecek duruma geldim. Tabi ki bu profesyonel çalıyorum anlamında değil, amatör şekilde bir şeyler çıkıyor ortaya diyelim.

Ben müziksiz kaldığım zaman agresifleşen bir insanım. Müzik benim hayatımın her yerinde, mutlu olduğumda da müzik yapıyorum, çok mutsuzken de yine müzik yapıyorum. Benim en iyi yol arkadaşım, dostum oldu müzik. Hayatımdan müziği çıkarttığım zaman geriye bana dair çok da bir şey kalmıyor.

Müzik bir tutku oluyor, dinleyene de, söyleyene de, yazana da.

Hiç sahne deneyimin oldu mu? Olduysa bu sana nasıl hissettirdi?

Çok sahne deneyimim oldu. Hele ki orkestrada olduğum dönemler hemen hemen her gün sahne alıyorduk. Çok yorucu bir tempo olmasına rağmen bir gün olsun öf demişliğim olmadı. Kendimi sahnede çok rahat hissediyorum. Sahneye çıkmadan önce hafif tatlı bir heyecanım oluyor ama sahneye adımımı attığım andan itibaren çok iyi hissediyorum. O an dinleyen tüm dinleyicilerle müzik vasıtasıyla aynı şeyleri hissetmeye başlıyorsunuz çünkü bu çok kıymetli, bu kadar insanları birbirine bağlayıcı şeyler çok az vardır. Sahneyi kendi evim, odammış gibi hissediyorum ve beni çok mutlu ediyor.

Gelecek planların nelerdir?

Şu an bu işin okulunu okuyorum. Teorik olarak hazırlandığımda kendimi daha iyi hissedeceğimi düşünüyorum. Bunun için de çok çalışıyorum. Evimde bir home stüdyom var tüm günüm burada geçiyor. Burada enstrümanlarımı çalıp kaydediyorum, şarkı söylüyorum, bestelerimi yapıyorum. Kayıt almaya başladığımdan beri hatalarımı daha iyi duymaya başladım. Gelecekte de bu odada yaptığım besteler insanlarla buluşacak inşallah. Sadece acele etmiyorum ve emin adımlarla ilerlemek istiyorum. Amacım ünlü olmak değil gerçekten iyi bir müzisyen olmak. İyi bir stüdyo enstrümanisti olmayı da çok istiyorum. Bakalım zaman ne gösterir şu an için kestiremiyorum.

Daha önce çalışma fırsatı yakaladığın ünlü isimler oldu mu? Kimlerle çalışmak isterdin?

 Sahnede eşlik olarak olmadı çünkü henüz o donanımda değilim. Ama tanışıp bir şeyler paylaştığım birçok müzisyen abim/ablam var. Bu yolda destekçim oluyorlar. Daha 18 yaşımdayken sevgili abim Fatih Ahıskalı ile tanıştım. Benim ud ile tanışmam ve çalma isteğim onun sayesinde olmuştur. Yine çok sevdiğim Orhan Ölmez abimin yeri de başkadır. Ara sıra stüdyosuna giderim ve sohbet ederiz. Bestelerimi dinler fikir verir. Bunlar benim için çok değerli şeyler. Kiminle çalışmak isterdin sorusuna teker teker isim veremem ama bir enstrümanı ustalıkla çalabilen müzisyenlerle veya yine ustalıkla söyleyebilen müzisyenlerin sahnesinde olmayı çok isterim. Bunun için de çok çalışıyorum. Önümde daha çok uzun yıllar var bunun için. 

Vay canına! Harika bir yeteneksin Fatma. Aranızda Fatma’ya ulaşma isteyenler, onu dinlemek isteyenler olacağını düşünerek instagram adresini bırakıyorum ve aşağıdaki videoda youtube hesabı mevcut. Keyifli dinlemeler!

Bu güzel röportajın ardından bir Fatma Özkılavuz dinlemeyelim mi?

Yazan:

Mervegül KOCAKOÇ

Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi olan Mervegül Kocakoç aslen Ordu ili Çaybaşı ilçesindendir.