Daha önce sizlere Freud’un yapısal kişilik kuramından bahsetmiştim. Bugün ise size Erikson’un kuramından örneklerle bahsedeceğim.

Erikson’un kuramı kişi yaşamının her dönemini kapsayacak şekilde 8 evreden oluşmaktadır.

1-Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0-1):

Burada bağlanmanın ilk adımları atılır. Bebeğin çevresi ile olan ilişkisi güven duygusunu etkiler. Bu evrede bebeğin ihtiyaçları doğru bir biçimde karşılanırsa bebekte güven duygusu gelişir. Annenin bebeğin ihtiyaçlarını karşılıksız, tutarlı bir biçimde kaşılarsa çocuk güven dolu, karşılamazsa tedirgin olacaktır.

2- Özerkliğe Karşı Kuşku ve Utanç (1-3):

Bu evrede çocuk artık bağımsızlığını kazanmak istemesine karşın yine de bir yetişkin tarafından denetlenmek, kontrol edilmek ve yönlendirilmek ihtiyacı duyar. Bu durumda ebeveynlerin yapması gereken çocuğa sundukları güvenli sınırlar içerisinde çocuğu gözeterek bağımsızlık kazanmasını sağlamaktır. Bir yetişkin için bağımsızlık, kendi kararlarını kendi verme becerisine sahip olmak çok önemlidir. Bu beceri kişiye bu evrede kazandırılır. Biz Türk aile geleneklerinde gördüğüm kadarıyla aileler çocuklarını çok sıkmakta, ona özgür olabileceği bir ortam sunmamaktadır. Örneğin merdiven çıkmaya çalışan 2 yaşında bir çocuğu olan bir aile çocuklarına basamak çıkmalarında yardım ettiklerini düşünerek çocuğu kollarından tutar ve varılacak yere götürürler. Çocuk bu durumda ne bağımsızlık hissini öğrenebilecek ne de başarmanın verdiği hazzı yaşayabilecektir.

3- Girişimciliğe Karşı Suçluluk (3-6):

Erikson’un 3. evresi olan girişimciliğe karşı suçluluk evresinde çocuk merak içindedir ve sürekli soru sorar. Aynı soruyu bir çok kez sorabilir. Bu durumda ebeveynlere düşen sabırla ve dürüstlükle çocuklarının sorularına cevap vermek, onları sorularından dolayı kızmamaktır. “Artık sus, sürekli aynı soruyu soruyorsun, soru sormanı yasaklıyorum!” gibi ebeveyn tepkileri çocuğun araştırmacı kişiliğini yok edecek ve çocuk bir yetişkin olduğunda hiçbir şey merak etmeyecektir.

4- Başarıya Karşı Aşağılık Duygusu (7-11 ):

Erikson’un 4. evresinde çocuk başarıyı öğrenecektir. Bu başarı yalnızca akademik değil herhangi bir sanat dalı vb. de olabilir. Bu dönemde çocuğu ilgi alanlarına, spora yöneltmek çocuğun geleceği ve başarma ihtiyacı için son derece önemlidir. Ebeveyn çocuğun bir başarısızlığı karşısında ona şiddetin herhangi bir alanını uygularsa, başkaları ile kıyaslarsa çocukta aşağılık duygusu oluşacak, kendini yetersiz görecektir. Hatta bu düşünceler çocuğun peşini yetişkinliğinde dahi bırakmayabilir. Olumsuz düşünce ve davranışlar yerine çocuğa olumlu davranmak, yapabileceği görevleri vermek, yapamadığında ona kızmamak, ilgili olduğu alanları fark ederek o yönde hareket edilmelidir.

5- Kimlik Kazanmaya Karşı Rol Karmaşası (11-17):

Ergenlik dönemini de kapsayan bu evrede kişi bu dönemde kendini tanımaya, kimlik kazanmaya çalışacaktır. Kişi kendini tanıyıp olumlu kimlik kazanırsa sağlıklı bir şekilde diğer evreye geçecektir. Kişi bu dönemde karşı cinsin ilgisini çekmek, göze hoş görünmek isteyecektir. Kişi bu dönemde üzerinde baskı hissetmekten hoşlanmaz. Yetişkin olduğu görüşünü savunabilir, isyankar tavırlar sergileyebilir. Bu dönemde ebeveynlere düşen, çocuklarıyla empati kurmak, davranışlarının doğal bir süreç olduğunu anlamak ve baskı kurmamaktır.

6- Yakınlığa Karşı Yalıtılmışlık (17-30): Kişi bu dönemde karşı cins ile ilişki kurmak isteyecektir. Dostluklar büyük önem taşır. Bir önceki dönemde kazanılan kimlik bu dönemde başkaları ile paylaşılmak istenecektir.

7- Üretkenliğe Karşı Durgunluk (30-60):

Bu dönemde birey hayatı derince sorgulamaya ve gerek mesleki gerek kişisel alanda gelecek nesillere bilgilerini ve tecrübelerini aktarmak ister. Bunu yapabilirse üretken, yapamazsa durgunluk olur.

8- Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk (60 +)

Kişi bu döneme kadar yaşadıklarını, hayatını düşünür. Yeni aktivitelere katılmak yerine daha önceden bildiklerine katılmak konusunda süreklilik sağlamak ister. Kişi geçmişte birilerine faydalı olduğunu düşünür ve geçmiş yaşamından gayet memnunsa benlik bütünü oluşur fakat geçmiş yaşamından memnun değilse umutsuzluk oluşur, ölüm korkusu ve kendini değersiz hissetme ile karşılaşır.

Yazan:

Mervegül KOCAKOÇ

Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi olan Mervegül Kocakoç aslen Ordu ili Çaybaşı ilçesindendir.