Merhaba sevgili okurlarım. Şimdi okuyacağınız röportajı ben bir genç yetenek olarak değerlendireceğim, zira herkesin işi değildir vatanı korumak.

Size ilk sorum, bu mesleği neden seçtiğiniz olacak. Söyleyin okurlarıma neden asker olmayı tercih ettiniz?

Merhabalar; askerliği küçük yaşlardan beri benimseyen, kendimi de bu düstur üzere yetiştirmeye çalışan biri olarak yaşadım. Küçük yaşlar demişken, o yaşlarda okulda İstiklal Marşı bitince evine koşan çocukların aksine, şanlı bayrağımıza uzun uzun bakakalan, okulu en son terk eden o çocuk bendim. Sanırım ilkokul öğretmenimin milliyetçilik duyguları beni etkilemiş ve hayatıma farkında olmadan yön vermişti. Yapabileceğim en iyi mesleğin bu olduğuna inandım ve haklı olduğumu da kısa zamanda gördüm.

Anlıyorum ki işinizi severek yapıyorsunuz. Hatta bunu bir meslek olarak değil bir görev olarak yapmaktasınız. Bu görevinizi yerine getirirken hangi duyguları besliyorsunuz? Ne hissediyorsunuz?

En başında yapılması gereken bir görev vardır ve zorluğu ne olursa olsun bağlı olduğumuz birlik o görevi yapmaya muktedirdir. Bizler milletimizin fikriyiz, aklıyız. Aldığımız emirleri aslında dolaylı olarak milletimizden alır ve milletimizin iradesi ne ise yerine getirmek için çaba sarf ederiz. Bu bizi vatandaşımıza karşı sorumlu, kirli düşüncelere karşı da elbette kudretli yapmaktadır.

Hava şartlarının neredeyse tüm ülkede olumsuz koşullar altında olduğu bir dönemden geçiyoruz. Ben bir Ordulu olarak zor şartlar altında iken, siz ülkemizin doğusunda hangi şartlar altındasınız?

Doğu Anadolu bölgesinde bildiğiniz gibi yazlar kurak kışları da sert geçer. Güçlü bir ülkeyiz ve devletimiz bizi her türlü arazi ve iklim koşullarında görev yapmaya elverişli teçhizatlarla donatmıştır. Şartlar özellikle kış aylarında zor elbette fakat şartlar ne olursa olsun zor koşullar, bizim azmimiz karşısında eğilmeye mahkum durumdadır.

Allah yardım etsin kahramanlarımıza. Bizler eminiz ki ülkemiz askeri koşullarda ileri düzeydedir ancak bu işin içinde olduğunuz için size sormak istiyorum; ülkemizin ordu gücü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ordu olarak gece gündüz soğuk sıcak aldırış etmeksizin görüş sağlamak, ulaşmak, görev yapmak vs. için yüzde yüz imkanlarımız zaten mevcuttur. Bu tip imkanları elinde bulunduran bir ülkeyiz. Milletimiz de emin olsun ki yüksek bir askeri gücümüz alnı açık ileriyi görebilen, zeki askeri personellerimiz var. Öte yandan hava kara araçlarımızdan bahsetmeyeceğim bile. En önemlisi tüm görevleri yerine getirmekte ola ki kudrete muhtaç olduğumuzda damarlarımızda akan asil kanın varlığından hiç bahsetmeme gerek yoktur sanırım.

Peki gelelim 5. Soruya; aslında buna soru demek istemiyorum. Bir büyüğümüz olarak kendim ve okurlarım için sizden nasihat isteyeceğim. Gençler ve çocuklar bu cennet ülkenin geleceğiyiz ve sizler bu ülke için herkesin yaşayamayacağı ve yapamayacağı şartlar altında çabalamaktasınız. Bizlere, ülkemizin geleceği olan gençlere ve çocuklara ne önerilerde bulunursunuz?

Bizler askeri personeller olarak her ne kadar ateş gücü kullansak da aslında en önemli güç olan kalemin keskinliğini de hayatımıza referans alarak yetişmekte ve yetiştirmekte olan insanlarız. Aileler ülkemizin bekası için hep daha ileriyi hedefleyen çocuklar yetiştirmelidirler. Gençlerimiz de geçmişten geleceğe büyüyen Türkiye’mizi daha da ileri taşıyabilecekleri ortamlarda bulunmalı, okumalı ve Atatürk’ün yolundan ayrılmadan, yılmadan,, yanılmadan kendilerine bu doğrultuda ülküler edilmelidirler. Atatürk’ün bahsettiği gibi bizleri muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak olanlar da yine gençlerimizdir. Ülkemiz için tek bir gencimiz dahi önemli ve değerlidir. Bizler de onların değerini bilmeli, ülkemize layık yetiştirmeli ve takibini yapmalıyız. Her bir ferdimiz değerlidir. Teşekkür ederim.

Bana röportaj fırsatı verdiğiniz ve bizlere bu güzel tavsiyelerde bulunduğunuz için ben teşekkür ederim.

Yazan:

Mervegül KOCAKOÇ

Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi olan Mervegül Kocakoç aslen Ordu ili Çaybaşı ilçesindendir.